Prag’da saat kaç, orda hiç olmadım.
Annem kızar diye girmedim dar sokaklara
Ağlardı akşamüstü sen bilmezdin
Ve konuşunca yaşamı anımsadığım
İncecik bir sestin.
Annem hiç bilmezdi bunu.
-Prag’da saat kulesi: orda aşık olmadım.
Gün bitimi bakkallar kapanır zaten
Söylenecek şeyler kalır güneşe karşı
İnsanlar o ara konuşur metrobüste,
Ve kuşlar uçarken ve kalabalık görmezken
-Oysa olmamıştır portakallar, göçmemiştir kuşlar
Biz tüm bunları gizlice biliriz.
O ara neler konuşulur, bir devlet
Kurulur sonra hemen yıkılır
O ara neler olur, sıcak bir şarap
İçilir. Afrika ölür.
Sen hep sustuysan daha da susarsın
İşte yüzünden anlaşılır, bir okyanus iklimi
Birazdan yağmur yağacak, Paris’e gitmeliyim
Gürültülü sevmemeliyim bu kadar
Yürüdüğüm anlaşılıyor iz bırakmamalıyım
Anla ki, sarı en sessiz halidir bir çiçeğin
Bense hep gürültülü severim.
seninle ben savaşı bol mekânlarda konuşurduk
üstümüzde kırmızı uçaklar
ve senin bana değen yanların tarumar
I Know It’s Over - Jeff Buckley (The Smiths cover)
1.
Büyük bir bilinç benimkisi. Belki de değil
Ama buna inanmak istiyorum. İnandım
Karışmayınız gökyüzünden bir parça aldığımda
Benim maviliğim azdır ama soldurmaz çiçekleri
Masalara sererim çarşaf gibi o gökyüzünü
Karışmayınız soğumuşsa çayımız
Küflüyse ekmek ve üç beş siyah zeytin
Burada bir yerde peynir olmalıydı
Acı katıp yerdik, acı katıp kendimizi
En doymuşlardan sayardık
Çünkü seninle kelimelerin dibi görünmezdi
2.
Şeker aldığım görülüyor bakkallardan
Cebimde inşaat taşlarıyla renkli kâğıtlar
Bu kâğıtların bir bildiği olmalı
Beni büyük kılan diğerlerinden ve güzel
Aslında ne oluyorsa duvarların arkasında oluyordu
Mesela bankalarda para diyorlardı her şeye
Ve küçük tanrısal oyunların
Hayvan kürklü müşterileri vardı
O yüzden sen hiç üzülme
Yavru bir tavşan ölebilir kollarında
Ve bir haziran sabahına mayıs diye uyanabilirsin
Odalarımız geniş pencereli
– pencereler önemli
Şöyle sokaklara bakmaklı, uyku kaçırtan
Kediler dolansın çöp kenarlarında
– kediler iyidir
Herkes başka bir yalnızlığı anlamlandırsın
Bana yalnız gökyüzü kalsın, yalnız edilen kahvaltılar
Yalnız sokaklar yalnız pencereler kalsın
Apar topar pazara çıkıyorum;
Kirli bir otağıdan geçiyorum, insanların bakmadığı yerlerde
Elma soyuyorum, nasıl oluyor görmüyorlar beni
Kendimi soyuyorum
Onlar kokulu maydanozların peşinden gidiyor
Ceplerinde ısırılmış bir elma
İşte kelimeler bu kadar basitken
Ey pazarcıların hâkimi!
Herkes başka bir yalnızlığın anlamı olsun
Olsun mu?
Olsun
Rufus Wainwright - Cigarettes and Chocolate Milk
yumuşak g’nin azizliğine gönderme
ve işte sonbahar, pulsuz bir mektup gibi yaşanıyor. lütfen hislerimle alay etme, durmadan çiçek saplarına kaçarım sonra. kalabalıktan kaçarım o şarkılara, o beyaz vadilere. bir sıkıntıdan yalnızlık yaptılar. çünkü karınca yuvalarını severim ben. balkonların yanılgısını, bej renkli öpüşmeleri, ve elbet kırmızı kedileri. sonra tıkanıklık. hiçbir lavabo açıcısıyla giderilmeyen. baş ağrısı. ve artıyor. özlemler. paris yanıyorken hala çok güzelsin. eşyalar akıyor yüzünde zamanmış gibi. bir rüya düşüyor elinden, ya su içiyorsun ya sigara. ikisi de aynı şeymiş gibi..işte sonbahar buruşuk ve zarfsız.
yumuşak g'nin azizliği
şair tıkanıklığından söz ederdi. şair olmadan tıkandım. şarj aletimin sarı olduğunu hayal ediyorum. zebralar çok hoş onları hep sevdim. kalabalık bi metroda kulaklık takarak tribe giriyorum. folloş akneli çarpık bacaklı kadınlar ve çirkin kısa boylu erkeklerin içinde ne kadar özel hissedilirse…
1.
şimdi ben Juliet olayım
tamam Julietim.
sen nerdesin Raphael
zaman tükeniyor tarihe adımızı yazmalıyız
apaçık bir savaş var
bir kaos.
tüm kelebekler terk etti şehri
bundandır kelebeklerin etkisinin olmayışı
öyleyse seni nerede aramalıyım Raphael
fizik kurallarının olmadığı alanlarda
mesela aşk gibi.
tekrar ve tekrar aşka benzeyen yerler
ve seni andıran mekanlar
çünkü aşk eskidikçe mekanlarda
yaşanıyor.